İstanbul

istanbul-bogaz-koprusu-isiklandirma

ABD’li gezi yazarı Andrew Harper, bugüne dek seyahat ettiği ülkelerdeki en güzel 20 manzaranın bir listesini yaptı.

Yılın büyük bir bölümünü dünyadaki farklı yerleri gezerek geçiren yazarın listesinde, İstanbul Boğazı’ndan görülen manzara 5. sırada yer buldu. Boğaz’ın Avrupa ve Asya’yı böldüğünü yazan Harper, zarif kubbeleri ve yüksek minareleriyle peri masalı konusu olan camilerin Galata Köprüsü’nden görülebildiğini de belirtti. İlk sırada ABD South Rim bölgesinden görülen Büyük Kanyon manzarası bulunurken, Hong Kong’daki Kowloon bölgesinden izlenebilen Hong Kong Adası ise listede 2. sırada yer aldı.
Paris manzarası ise listenin 12. sırasında yer buldu. Antarktika, Peru, Tibet, Fas, Myanmar ve Nepal gibi ülkelerde yer alan çeşitli tarihi ve turistik bölgeler de en iyi 20 manzara listesine girdi.

ABD’li yazara göre dünyanın en iyi 20 manzarası

1. South Rim bölgesinden Büyük Kanyon
2. Kowloon bölgesinden Hong Kong Adası
3. Tayland’daki Phang Nga Körfezi
4. New York’taki Rockefeller Plaza’dan Manhattan
5. Boğaz’dan İstanbul seması
6. Tanzanya’daki Ngorongoro Krateri
7. Londra’daki Waterloo Köprüsü’nden St. Paul Katedrali
8. San Francisco’daki Marin Burnu’ndan Golden Gate Köprüsü
9. Peru’daki İnka kenti “Maccu Picchu”
10. Meksika’da bulunan “Chichen Itza” arkeolojik sit alanından Yukatan Yarımadası
11. İtalya’daki “Villa San Michele”den Floransa
12. Fransa’da bulunan “Pont des Arts” yaya köprüsünden Paris
13. Fas’taki “Palais Jamai” otelinden Fes antik kenti
14. Nepal’deki Sarankot bölgesinden Annapurna zirveleri
15. Avustralya’daki Taronga Hayvanat Bahçesi’nden Sidney Limanı
16. Tibet’teki Lhasa Nehri’nden Potala Sarayı
17. Atina’daki Lycabettus Dağı’ndan “Parthenon” tapınağı
18. Antarktika’daki Lemaire Kanalı
19. Hindistan Udaipur’daki “Lake Palace” otelinden“The City Palace”
20. Myanmar’daki Bagan tapınakları

Allah nasip ederse bizde buraları görürüz inşallah…

Amin…

DEVAMINI OKU >> Dünyanın En İyi 5. Manzarası İstanbul Boğazı’nda…

Ali İtak - 15 Aralık 2009

galata_kulesi_1

İstanbul’un siluetinde dimdik yükselen Galata Kulesi, tarihi yüreğinde barındıran sessiz bir mücevher gibidir. Galata Kulesi eski devirlerden beri “Galata” adıyla anılan bu mevkii çevresinde, Galata’yı korumak amacıyla yapılmış tahkimatın bir parçasıdır.
Fetih’ ten sonra, depremler ve başka nedenlerle zaman zaman hasar gören Galata Kulesi bugünkü şekli 2. Mahmut döneminde yapılan onarımda verilmiştir.
14. Yüzyıl ortalarında Cenevizli’lerin savunma amaçlı olarak inşa ettikleri Galata Kulesi 16.Yüzyılda tersanede çalıştırılan esirlerin barınağı olarak kullanıldı. 18. Yüzyılda Galata Kulesi’ne geceyarısını haber vermekle görevli bir Mehterhane Ocağı yerleştirildi. Kule, 1874’ ten itibaren yangın gözetleme ve haber verme mevkii olarak kullanılmaya başlandı. 1967 yılında Belediye Başkanı Haşim İşcan tarafından tamir ettirilen kulenin üst katı lolanta ve lokal olarak kiraya verildi.
Galata Kulesi’nin iç çapı, zemin katında 8,95 m’ dir. Duvar kalınlığı 3,75 m. olan Galata Kulesi’nin zemin katında dış çapı ise 16,45 metredir. Kule’nin yüksekliği ise 60 m.’dir.
Fetih’ e kadar iki yüz yılı aşkın bir süre boyunca hemen hemen bağımsız bir Ceneviz sömürge kenti olan Galata’nın birkaç kez büyütülen kentsel savunma sistemindeki yirmi dört kuleden ayakta kalabilen tek ve en anıtsal olanı bu kuledir.

galata_kulesi-3

1350′ de II.Murad‘ ın destek ve yardımı ile yapımı tamamlanabilen, Bizanslıların Megalos Pyrgos (Büyük Burç), Cenevizlilerin Torre di Cristo (İsa’nın Kulesi) olarak adlandırdıkları dev boyutlardaki (165 m çap, 68 m yükseklik) Galata Kulesi, Osmanlı döneminde birkaç kez biçim değiştirmiştir. Günümüzde ise 1830′ larda aldığı biçimle korunulmaya çalışılmaktadır.
Fatih, bir yandan Galata’da kalan Cenevizliler’e  görece bazı haklar tanırken, öte yandan daGalata’nın Türkleşmesine girişmiş; bu arada geleneklere uyarak,Kule‘nin üst kısmının 1.5 m. kadar yıktırmıştır. XVI. y.y. ortalarında Galata Kulesi, Türk yapımı, kentin diğer kuleleri gibi sivri konik külahlı bir Osmanlı kulesidir.Kule, Kasımpaşa’daki Tersane-i Amire’ye hayli uzak olsa da burada çalıştırılan esirlere barınak, araç ve gerece depo olmuştur.
XVII.y.y. da İstanbul’u kasıp kavuran yangınlardan herkes haberdar olsun diye Kule’den “kös” vurdurulmaya başlanmıştır. Yangını gözetleyelim derken yüzyılın sonunda Galata Kulesi’nin kendi de yanar. Sultan II.Mahmud’ un emriyle dört tarafında camlı köşkçükleri bulunan, içinde sofası, divanhanesi, birkaç da odası olan bir “cihannüma” yaptırılmıştır.
XIX.y.y. başlarında bu cihannümada yanar. Kule’nin üst kısmı bir kez daha yeniden biçimlenir: Kemerli, büyük pencereli bir sofa, onun üstünde çepeçevre bir balkonun gerisinde daha küçük kemerli pencereli olan bir çekme kat ve çok sivri, konik külahlı bir çatı.

galata_kulesi_2

1875′ te rüzgar, o çok sivri külahı uçurunca, yerine çok köşeli, iki küçük katçık yaptırılmıştır. 1960′ lı yılların ortasında yaptırılan çok kapsamlı bir restorasyonla çağdaşlaştırılmıştır. Galata Kulesi şu an yeni bir külaha sahip. Haliç’in, tarihi İstanbul’un,Boğaziçi girişinin ve Asya yakasının benzersiz manzarası en muhteşem şekildeGalata Kulesi’nden görülür. Limanı ve şehri gözetlemek gayesi ile kurulan kule değişik amaçlarda asırlarca kullanıldıktan sonra, günümüzde de orijinaldeki gibi, manzarayı seyretme işi görmektedir. Asansör ile çıkılan Galata Kulesi’nin üst iki katı restaurant ve gece kulübü olarak organize edilmiştir. Buralardan ve panorama terasındanİstanbul’un örünümüne doyum olmaz.Aynı yerebatan sarnıcı gibi, imkan bulunup gezilmesi ve balkonundan İstanbul’un seyredilmesi lazımdır.

Miniaturk_Galata_Kulesi

Miniatürk’de sergilenen Galata Kulesi Modeli…

Galata_Kulesinden_Gorunum

Kule’den Camii’lere ve Topkapı Sarayı’na bakış…

Galata_Kulesinden_Gorunum_2

Kule’den Galata Köprüsü ve Eminönü görününümü…

DEVAMINI OKU >> Galata Kulesi…

Ali İtak - 15 Aralık 2009

yerebatan-sarnici01

532 yılında İmparator Justinianus tarafından inşa ettirilen Yerebatan Sarnıcı Stoa Bazilikası’ nın altında yer aldığı için Bazilika Sarnıcı olarak da bilinir. Sarnıç, uzunluğu 140 m. genişliği 70 m. dikdörtgen biçimde bir alanı kapsayan dev bir yapıdır. 52 basamaklı taş bir merdivenle inilen bu sarnıcın içerisinde her biri 9 m. yüksekliğinde 336 sütun bulunmaktadır. Birbirine 4.80 metre aralıklarla dikilen bu sütunlar, her sırada 28 tane 12 sıra meydana getirirler. Suyun içerisinde yükselen bu sütunlar uçsuz bucaksız bir ormanı hatırlatmakta ve ziyaretçiyi sarnıca girer girmez etkilemektedir. Yerebatan Sarnıcı tavan ağırlığı haç biçiminde tonozlar yuvarlak, kemerler vasıtasıyla sütunlara aktarılmıştır, çoğunluğu daha eski yapılardan toplandığı anlaşılan ve çeşitli mermer cinslerinden granitten yontulmuş sütunların büyük bir kısmı tek parçadan, bir kısmı da üst üste iki parçadan oluşmaktadır. Bu sütunların başlıkları yer yer farklı özellikler taşır. Bunlardan 98 adedi Corinth üslubu yansıtırken bir bölümünde Dor üslübunu yansıtmaktadır. Yerebatan Sarnıcı’nın tuğladan örülmüş, 4.80 m. kalınlığındaki duvarları ve tuğla döşeli zemini Horasan harcından kalın bir tabakayla sıvanarak su geçmez hale getirilmiştir. Toplam 9.800 m2 bir alanı bulunan bu sarnıç yaklaşık 100.000 ton su depolama kapasitesine sahiptir.

İnşaasında 7.000 kölenin çalıştığı sarnıcın suyu imparator Valens tarafından (368) yılında yaptırılan 971 m. uzunluğundaki Valens (Bozdoğan) kemeri ile imparator Justinianus’un yaptırdığı 115.45 m. uzunluğundaki Mağlova Kemeri yardımıyla şehre 19 km. mesafede Belgrat ormanlarındaki Eğrikapı su taksim merkezinden getirilmiştir. Yerebatan Sarnıcı’ndaki sütunların, köşeli veya yivli biçimde olan birkaç tanesi hariç büyük çoğunluğu silindir biçimindedir. Bu sütunlar içerisinde üzeri oyma ve kabartma halinde Tavus Gözü, Sarkık Dal, Gözyaşı şekillerinin tekrarıyla süslenmiş olanı özellikle dikkati çeker. Bu sütun Bizans devrinde “Farum Tauri” denilen bugünkü Beyazıt meydanında kalıntıları bulunan IV. yy. zamanına ait büyük Theodesiusun (379-395) zafer takındaki sütunların benzeridir.

yerebatan-sarnici-3

Bir söylentiye göre, üzerindeki şekillerin gözyaşına benzemesin nedeni Büyük Bazilika’ nın inşasında ölen yüzlerce köleyi anlatır. Sarnıcın orta yerini geçtikten sonra, güneybatı duvarından içeriye doğru, yaklaşık 40 m. uzunluğunda 30 m. genişliğinde düzensiz bir çıkıntı halinde görülen kısım ağırlığı taşıyabilmesi için geçmiş, yüzyıllarda yapılan onarımlar sırasında örülen duvarlardır. En uzun yerinde 9 sütun, en dar yerinde ise 2 sütun olmak üzere toplam 40 sütun bu duvarların arkasında kaldığı için görülmemektedir. Yerenbatan Sarnıcı‘ nın kuzeybatı köşesindeki iki sütunun altında kaide olarak kullanılan iki Medusa başı Roma Çağı heykel sanatının şaheser örneklerindendir. Sarnıcı ziyarete gelenlerin hayretler içerisinde seyrettikleri IV.yy. ait bu başların hangi yapıdan alınarak buraya getirildiği konusunda kesin bir bilgi olmamakla birlikte Genc Roma Çağı‘ na ait antik bir yapıdan sökülerek buraya getirildiği sanılmaktadır.

Medusa‘ yla ilgili mitolojiye dayandırılan birçok söylenti bu yapıyı daha da gizemli kılar. Bir söylentiye göre Medusa Yunan Mitolojisinde yeraltı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgonadan biridir. Bu üç kız kardeşten yalnızca Yılan Başlı Medusa olumludur. Ve kendisine bakanları taşa çevirme gücüne sahiptir. 0 dönemde büyük yapıları ve özel yerleri kötülüklerden korumak amacıyla Gorgona kafalarının resim ve heykellerinin konulduğu, Medusanın da bu düşünceyle buraya konulduğu sanılmaktadır.

Yine bir rivayete göre Medusa siyah gözleri, uzun saçları ve güzel vücudu ile övünen bir kızdır. Yunanlı Tanrı Zeus’un oğlu Perseus’u sevmektedir. Tanrıca Athene’de Perseus’u sevmekte ve Medusa’yı kıskanmaktadır. Athene Medusa’ nın saçlarını korkunç yılanlar biçimine sokar. Artık Medusa kime baksa, baktığı kimse taş kesilir. Perseus Medusa’nın büyülendiğini düşünerek başını keser ve kesik başı eline alarak savaşlara katılır. Başı görenler taş kesilir ve Perseus savaşları kazanır.

Bu olaydan sonra Medusa’nın eski Bizans’ta kılıç kabzalarına ve sütun kaidelerine ters ve yan olarak işlendiği söylenmektedir. Diğer bir rivayete göre ise Medusa kendisini Perseus’un kılıcında görmüş ve taş kesilmiştir. Bunun için buradaki heykeli yapan heykeltras ışığın yansıma pozisyonlarına göre Medusa’yı normal, ters ve yan olmak üzere üç ayrı pozisyonda yapmıştır. Normal pozisyonda çalışılmış olan Medusa başı Didim’ den getirilmiştir.

yerebatan_sarnici_1

yerebatan_sarnici_4

Yerebatan Sarnıcı, İstanbul’un Osmanlılar tarafından 1453 yılında fethinden sonra, bir müddet daha kullanılmış ve padişahların oturduğu Topkapı Sarayı’nın bahçelerine buradan su verilmiştir. Durgun su yerine çeşme suyunu yani akan suyu tercih eden Osmanlılar’ın şehirde kendi su tesislerini kurduktan sonra kullanmadıkları anlaşılan sarnıç, 1544-1550 yıllarında Bizans kalıntılarını araştırmak üzere İstanbul’a gelen Hollandalı gezgin P. Gyllius tarafından yeniden keşfedilmiştir. Basilika Sarnıcı kurulduğundan günümüze kadar çeşitli onarımlardan geçmiştir. Osmanlı imparatorluğu döneminde iki defa restore edilen sarnıcın ilk onarımı 18. yy.’ da III. Ahmet zamanında (M 1723) Mimar Kayserili Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. 19. yy.’da ikinci büyük onarım Sultan II. Abdülhamit (1876-1909) zamanındadır. Cumhuriyet dönemindeki en büyük onarım 1985 yılında İstanbul Belediyesi tarafından başlatılmıştır. İçerisindeki 50.000 ton çamurun çıkartılması ve gezi platformunun yapılmasıyla birlikte 9 Eylül 1987 yılında tamamlanmış ve tekrar ziyarete açılmıştır.

yerebatan_sarnici_5

İstanbul’da yaşayan yada İstanbul’a gelen herkesin Topkapı Sarayı ile birlikte görmesi gereken çok önemli bir yer bence…

DEVAMINI OKU >> Yerebatan Sarnıcı…