Hayat

Ali İtak - 23 Nisan 2012

Neşe doluyor insan…

DEVAMINI OKU >> Bugün 23 Nisan…

Ali İtak - 02 Ocak 2012

Kalbimizde yaşıyorsun…

baris-1

Barış Manço Fransa’da bir TV kanalının canlı yayınına konuktur. Küstah bir spiker vardır ve Manço’yla dalga geçmektedir. Devamlı Türk, yani barbar, vahşî vs…” demektedir. Manço daha faz la dayanamaz ve spikere Yanınızda kâğıt para var mı?” diye sorar. Bu soruya spiker şaşırır ve “Evet, var ama ne ola der. Barış Manço ısrar edince spiker cebindeki kâğıt paraları çıkartır. Bu olaydan az önce Manço canlı yayında “Anahtar” adlı şarkısını söylemiştir. Bu şarkının bir bölümü şöyledir. Beş Akif- bir Saat Kulesi, iki Kule-bir Fatih, beş Fatih-bir Mevla’na, iki Mevlâ’na-bir Sinan.” Bu şarkı bir matematik sorusudur ve şarkıda adı geçenler o dönemdeki Türk parası olan banknotların arkasında fotoğrafı olanlardır. Manço spikere sorar. “Bu paranızda fotoğrafı olan kişi kim?”


Spiker “General…….”, Barış Manço diğer paralardaki fotoğrafları olan kişileri de sorar, verdiği cevaplar hep aynıdır, “General….., “Amiral………..”, “Komutan………..” Spikerin bu “falanca General, falanca Amiral, falanca komutan” cevabından sonra bu sefer Manço cebinden Türk paralarını çıkarır der ki: “Bu parada fotoğrafı olan kişi Mehmed Âkif Ersoy’dur, şairdir. Bu fotoğraftaki Mevlana’dır, düşünürdür. Bu paradaki fotoğrafı olan kişi Fatih Sultan Mehmed’dir. Adaletin sembolüdür. Bizim paralarımız bunlar. Biz Türkler ince ruhlu, kibar, medenî insanlar olduğumuz için paralarımızın arkasına şairlerimizin, düşünürlerimizin, bilim adamlarımızın fotoğraflarını bastık. Siz Fransızlar kendiniz barbar, vahşî olduğunuz için paralarınızın arkasına hep savaş adamlarının fotoğraflarını basmışsınız!” Barış Manço müthiş cevabından sonra TV yöneticileri canlı yayını keserler ve spikeri oradan kovarlar, başka bir spiker yerine gelir ve canlı yayına başlarlar; Yeni spiker Barış Mançodan ve Türkler’den özür diler. programa böylece devam edilir.

Bu olaydan ve son yaşadığımız Fransa olaylarında sonra insan düşünmeden edemiyor,

” Ya bu fransızlar ermenileşmiş, yada hepsi aşırı derecede ermeni aşığı ve yalakası olmuş”

Yazık koskoca sandığımız, gözümüzde büyüttüğümüz, demokrasi beşiği olarak gördüğümüz ama aslında küçücük ve acınası durumdaki fransa’ya ve aynı şekilde davranan diğer küçük devletlere.

DEVAMINI OKU >> İyi Ki Doğdun Barış Abi…

Ali İtak - 19 Kasım 2011

Vicdani ret nedir?

vicdani ret, bir bireyin politik görüşleri, ahlakî değerleri veya dinî inançları doğrultusunda zorunlu askerliği reddetmesidir. vicdani reddin resmileşmesi yirminci yüzyılın başlarına denk gelmektedir. İngiltere, 1916’da vicdani reddi anayasasına dahil etti. İngiltere’yi 1917’de Danimarka, 1920’de de İsveç izledi. vicdani ret hakkı, günümüzde Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu tarafından temel insanî hak olarak kabul edilmiştir. AB üyesi Belçika, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İtalya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Portekiz, Slovakya ve Slovenya’da zorunlu askerlik hizmeti yok. Diğer ülkelerde ise alternatif kamu hizmeti uygulanıyor. Alman vicdani retçiler, askerlik süresi olan 9 ay boyunca gençlik, aile, kadın ve sağlık bakanlığına bağlı federal sivil servis ofisleri tarafından alternatif hizmet yerlerinde çalışıyor.

Vicdani red muhabbetini vicdanım reddediyor…

DEVAMINI OKU >> Vicdani Red..

Ali İtak - 25 Ekim 2011

Ben fii tarihinde Sansürsüz programını izlerken programın konuğu Hülya Avşar’dı.

O zamana kadar kendisinide pek televizyonlarda falan göremez olmuştuk artık.

Reytingi düşmüş ve iş yapamaz durumdaydı.

Sonra çıktı programa ve Yiğit beyin gazıyla konuştukça konuştu.

Ben şunu unutmuyorum.

“Babam dağda öldürülenlerle ilgili haber çıktığı zaman oturup ağlardı, onlarında bir annesi var diye”

Ben açıklamalarına çok kızmıştım, diğer binlerce insan gibi bende mail atmaya çalıştım ama bir türlü ulaşamadık maalsesef. Posta kutusu kitlenmiş falan filan.

Kardeşim bizmi dedik çıkın dağa terörist olun, vatana ve askere kurşun sıkın. Vatan haini olun. Şerefsiz olun.

Mailim ise kısaca şuydu.

“Dağda ölen Türk Askerleri içinde acaba babanız ağlıyor muydu”

Artık benim için o saatten sonra hem Hülya Avşar, hemde Sansürsüz programı bitti. Bir daha ikisinin olduğu hiçbir programı izlemedim.

Ama son zamanlarda Hülya hanım yine gündemde. Erol Köseyi mahkemeye vermiş.

Bunlar olmadımı peki.

Hülya hanımın söylemleri aynen şöyle;

Hülya Avşar, twitter’dan şehitlerle ilgili “Avşar, Kürtler de var, her şey karşılıklı, dedi” yazan Erol Köse hakkında yaptığı suç duyurusunun ardından dün de Emniyet’te ifade verdi. Avşar, “Erol Köse mütemadiyen yalan söylüyor. Ve ne kötü ki söylediklerine inananlar var. Beni vatan haini ilan etti. Özür dileyecek, gerçi yine affetmeyeceğim. Söylediğimi iddia ettiği şeyler gerçeği yansıtmıyor. Kürtler ile PKK karıştırılmamalı. Herkesin canı yanıyor. Barış olsun istiyoruz. Ama ‘Kürtlerden de ölenler var’ bunu söylemek mümkün mü? Cani olmak lâzım bunu söylemek için” dedi. Avşar, 100 bin liralık tazminat davası açtığını da belirtti.

Bakalım bu işin sonucunda ne olacak.

Aslında Hülya Hanım bunca şehit haberleri geldiği ve herkesin sıkıntılı ve acılı olduğu bir dönemde böyle çıkışlar yapması çok cesurca.

Artık herkesin tarafını kesin ve net belirlemesi lazım.

Hülya Avşar’ın tarafı belli.

DEVAMINI OKU >> Hülya Avşar Üzerine…

Ali İtak - 20 Ekim 2011

Türk Silahlı Kuvvetleri, kuzey Irak’a kara harekatı başlatmış. İnşallah sonuçları olumlu olur ve başarıya ulaşır.

Bu PKK denen  lanetlenmiş ve uyuşturucu satıcısı örgütün sonunu belki getirmez ama umarım oldukça fazla sayıda terörist öldürülür. Kamplarını başlarına yıkar, lojistiğini yerle bir eder.

Ağlayan Türk halkının ve özellikle Asker Annelerinin yüreğine bir damla su serper.

Hiç unutamıyorum bayramda evlatlarıyla bayramlaşmaya şehitliklere giden, bu vatanın topraklarına oğullarını genç yaşta veren ve “Diğer evlatlarımıda hiç düşünmeden bu vatan için yine şehit veririm.” diyen gözü yaşlı şehit annelerini.

Onların gözyaşları hiç dinmeyecek ama belki başka Türk anneleri ağlamaz.

Bu vatan için canını veren bütün Türk askerlerinin ruhu şad olsun ve yüce rabbim mekanlarını cennet etsin.

Türk askerine kurşun sıkan her türlü şerefsizlerede (adı ne olursa olsun, amacı ne olursa olsun) yüce rabbim iki cihanda cehennemi yaşatsın.

Amin.

Şimdi benim aklıma şöyle bir senaryo geliyor. Türk silahlı kuvvetleri kuzey ırak’a girdikten sonra çıkmasa ne olur.

Zaten şavaş halinde değil miyiz?, öylede böylede şehit vermiyor muyuz?

Gir ve çıkma. Kampların hepsini yok et ve oraya kendi ileri karakollarını kur. Kim ne diyecek, yada kim ne diyebilir.

Artık yeter diyebilecekmiyiz. Masaya yumruğumuzu koyabilecekmiyiz. Bütün dünya’ya kim olduğumuzu gösterebilecekmiyiz.

Yoksa Avrupa Birliğine girme hülyasıyla iki bomba atıp dönecekmiyiz.

Acaba çok mu zor…

DEVAMINI OKU >> Acaba çok mu zor…

Ali İtak - 15 Ekim 2011

Kolunda Hazreti İsa dövmesi bulunan Pino, eşiyle birlikte kısa kollu tişörtle yolda yürürken, Suudi polisler tarafında karakola götürüldü.Neye uğradığını şaşıran Pino, gözaltı nedeninin dövmeleri olduğunu da karakolda öğrendi.

Polis aracında, eşiyle beraber bir süre Al Nasr yetkililerinin gelmesini bekleyen Pino daha sonra serbest bırakıldı. Adeta çileden çıkan Pino’nun eşi bir an önce Suudi Arabistan’ı terk etmek istediğini söyledi. Kolombiyalı futbolcunun kollarındaki Hazreti İsa figürlü dövmeler yüzünden gözaltına alındığı açıklaması resmi olarak yapıldı. İslam polisi, Suudi Arabistan’da kollarında dövme bulunan futbolcuların uzun kollu forma giymek zorunda olduğunu bildirdi.

Peki Pino bu dövmeyi nerede yaptırmıştı.?

İstanbul’da.

Bu olay bize gösteriyor ki; elimizdeki özgürlüklerin ve bunların hayatımıza kattığı değerlerin kıymetini bilmeliyiz. Bu özgürlüklerin kıymetini bildikçe ve bunları yaşayarak ne kadar değerli olduğunun farkına vardıkça daha da fazlasını istemeliyiz.

Çünkü biz Suudi Arabistan veya başka bu zihniyette yönetilen bir arap devleti değiliz.

DEVAMINI OKU >> Özgürlükler Üzerine…

Ali İtak - 30 Eylül 2011

myzSayın Muhsin Yazıcıoğlu, Allah’ın (C.C.) ismini yüceltmek, dinimizi ve ülkemizi daha iyi yerlere taşımak için çok çalışmıştır.

Bu durumun, ona emanet verdiği canı alan yüce Allah (C.C.) tarafından  en iyi şekilde değerlendirileceğine eminim.

Allah kabir azabı göstermesin ve mekanını cennet etsin.

Amin.

Ama yaşanan olaylar, Allah’ın Rahmetine kavuşan bu değerli insanın kabrinde bile rahat bırakılmayacağını gösteriyor.

Öncelikle Sayın Cumhurbaşkanımız beni üzmüştür. Zaten emri altında bulunan askeri kurumları medyaya şikayet etmemeliydi. Siz bu koca kurumun başkomutanısınız ve en alt rütbedeki askerden, en üst rütbedeki askere kadar herkes sizin emrinizde. Varsa bir hata, eksiklik yada kasıt, bu insanları kurumdan atar, sonra yargıya sevk edilir ve cezası neyse en ağır şekilde verilirdi.

Bu kamera kayıtları neden çekildi. Eğer bu kamera kayıtları delil olarak çekildiyse askerler neden susuyor. Bu durumda genelkurmay başkanının çıkıp böyle birşey yok, biz sadece yaptıklarımıza delil için bu kayıtları çektik demesi gerekir. Tabi diyebilirse. Eğer hakikaten kötü bir niyeti belgelemek üzere çekildiyse (ki bizim bunu bilmemiz mümkün değil) bu işin içindeki şahıslar en yüksek cezayı almalılar ve salaklıkları yüzünden bu cezaları ikiye katlanmalı. Buna bu kayıtları çekenlerde dahil çünkü onlarda bu işin içinde. Zaten bu durumda bu kurumun başındaki genelkurmay başkanı onuruyla istifa etmelidir.

Dikkat ediyorum özellikle Samanyolu ve Kanal 7 hep negatif askeri olaylarda borazancıbaşılık yapıyor. Her kurumda herşey olabilir, yanlışlık veya kasıtda olabilir. Ama bu kanallar askeri konulardaki negatif bilgiler daha söylenti iken herşey gerçek, herşey ispatlanmış ve kanıtlanmış gibi insanlara çarpıtarak sunuyorlar. Bu kurumun çok büyük olduğunu ve içinde her çeşit insanın bulunduğunu bile bile. Ama unutulmamalıdır ki bu askerler bizim ve bize lazım.

Bu durumda bende RTÜK’e diyorumki ; işinize gelince başka kanalları en ufak sebeplerle kapatıyorsunuz ama benim bu sade vatandaş olarak gördüklerimi siz acaba neden göremiyorsunuz? Asker resmen halkın gözünde bitirilmeye çalışılıyor.

Bu olaylar inanın Muhsin abimizi rahatsız ediyor. Zaten hayatı boyunca inandığı ve güvendiği düşünce için savaşan, hapis yatan ve hayatı boyunca dava arkadaşlarına ve vatandaşlarına hiç yalan söylemeyen bu değerli şahsiyeti kabirinde rahat bırakın.

DEVAMINI OKU >> Muhsin Yazıcıoğlu…

Ali İtak - 19 Eylül 2011

ford

Şirketin 461 dönüm arazi üzerindeki 44 yıllık tesisleri 22,7 milyon Kanada doları (41 milyon TL) fiyatla satışa çıkarıldı.

Kanada ve ABD polisinin kullandığı Crown Victoria ile Lincoln Town Car modeli başta olmak üzere bugüne dek Ford’un birçok modelinin üretildiği tesislerde bugün son aracın üretim hattından çıkarılması ile birlikte fabrikanın kapıları kapatıldı.

Satışa çıkarılan tesisler, Ford tarafından önümüzdeki 9 ay içerisinde müşterilere hazır hale getirilecek.

Satışı üstlenen CBRE firmasından Randy Fisher, tesislerin 2012 yazında resmen satışta olacağını açıkladı.

Tesisler ve arazi için belirlenen rakamın, ulaşım ve altyapı imkanları gözönüne alındığında oldukça avantajlı olduğunu kaydeden Fisher, ”Tek olumsuzluk yüzlerce işçinin işini kaybetmiş olması” dedi.

Ford’un St. Thomas Fabrikası’nın kapatılması ile işini kaybeden 2 bin kişiden bazıları için Ford Kanada yetkililerinin, ülkedeki diğer fabrikalarda iş önerdikleri ve bazılarının da emekli olduğu belirtiliyor.

35 bin nüfuslu şehirde, Ford tesislerinin kapanmasından bazı iş yerlerinin de olumsuz etkilendiği belirtilirken, 3 bini geçen işsiz sayısı ile St. Thomas’ın, Kanada’nın işsizlik oranı en yüksek kentlerinden biri haline geldiği kaydediliyor.

St. Thomas Belediye Başkanı Heather Jackson Chapman, ”Şehrimizde, 2 bin kişinin bir arada çalıştığı ve son derece iyi ücretler aldığı bu denli büyük bir tesisi bir daha görebileceğimizi sanmıyorum” dedi.

DEVAMINI OKU >> Ford Kanada Fabrikasını Kapattı…

Ali İtak - 19 Eylül 2011

jetta

Volkswagen’in, 2011 ve 2012 model 30 binden fazla sedan tipi Jetta aracını egzoz borusundaki bir sorundan dolayı geri çağırdığı bildirildi. Geri çağrılan araçların egzoz borularının normal standartlardan daha uzun olduğu ve bu durumun yanık vakalarına neden olabileceği ifade edildi.

ABD Ulusal Otoyol Trafik Güvenliği İdaresi’nin internet sayfasında yayımlanan açıklamaya göre, Volkswagen geçen Temmuz ayında konuyla ilgili şikayetler almış ve inceleme başlatmıştı.

Acaba bizim ülkemizde bu sorundan kaynaklanan şikayetler varmıdır? Yada biz yeterinde haklarımızı savunamıyormuyuz?

Çünkü dikkat ediyorum özellikle otomotiv piyasasında bu tarz geri çağırmalar hep Amerika’da oluyor.

DEVAMINI OKU >> Jetta…

Ali İtak - 19 Eylül 2011

twitter

Sosyal medyada en çok kullanılan sitelerden biri olan mikro blog sitesi Twitter’ın üye sayısı 100 milyona ulaştı.

Şirketin CEO’su Twitter’ın hizmetlerini artırarak, siteyi çeşitlendireceklerini açıklarken, görünürde bir halka arz planı olmadığını söyledi. Twitter’ın CEO’su Dick Costolo, şirketin bağımsızlığını korumak istediklerini belirtti.

Aktif kullanıcıların geçtiğimiz yıldan bu yana yüzde 82 arttığını söyleyen Costolo, 100 milyon üyenin yarısının günde en az bir kez giriş yaptığına dikkat çekti.

Twitter bu yaz risk sermayesini 400 milyon dolar artırdı.

Bağımsız olmak ve şirketi istedikleri gibi büyütmeyi düşündüklerini söyleyen Costolo, “hazır olana ve isteyene kadar halka açılmayacağız” dedi.

DEVAMINI OKU >> Twitter…