Atatürk

Ali İtak - 27 Mayıs 2011

01_d

Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç, Otokar’ın yeni zırhlı muharebe aracı Arma 8×8’in, yüksek hareket kabiliyeti, farklı görevlere imkan veren iç hacmi ve düşük operasyonel giderleri ile dünyadaki rakipleri arasından sıyrıldığını belirterek, aracın Türkiye’de ve uluslararası arenada çok başarılı olacağını düşündüklerini söyledi.

Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç, Arma 8×8’in, hareket kabiliyeti, modülerlik ve koruma konularında optimum çözümler sunduğunu belirterek, araçtan 3 prototip ürettiklerini, bu yılın 3. çeyreğinde de üretime hazır hale geleceklerini bildirdi.

Aracın, 6×6 modeliyle birlikte geliştirme çalışmalarının 4 yıl sürdüğünü ifade eden Görgüç, “Yeni aracımız Arma 8×8 beka kabiliyeti, yüksek hareket kabiliyeti, farklı görevlere imkan veren iç hacmi ve düşük operasyonel giderleri ile dünyadaki rakipleri arasından sıyrılıyor. Ülkemizde ve uluslararası arenada çok başarılı olacağını düşünüyoruz” dedi. Görgüç, bütün hakların Otokar’a ait olmasından dolayı söz konusu araca ilişkin ihracat kısıtlamasının bulunmadığını da belirtti.

Dünyanın gelişmiş ordularında ihtiyaçların her geçen gün değiştiğine dikkati çeken Görgüç, Arma 8×8’in üstün koruma gücü, hareket kabiliyeti ve farklı görevlere uygun olabilecek donanımları taşıması açısından bu ihtiyaçlara verecek nitelikte olduğunu anlattı. Dünyada üretilen benzer araçların etkin koruma özelliklerinin artırılması için büyük ve geniş üretildiklerini, bunun ise taşınabilirlik imkanlarını kısıtladığını belirten Görgüç, Arma 8×8’in rakiplerinin bu dezavantajlarını taşımadığını söyledi. Arma 8×8’in, rakipleri kadar geniş iç hacme sahip olmasına karşın onlardan farklı olarak C-130 kargo uçaklarıyla taşınabildiğine vurgu yaptı. Görgüç, “tüm fikri ve sınai mülkiyet hakları Otokar’a ait olan Arma 8×8’in kısa süre içinde sektörde adından söz ettireceğine inanıyoruz” dedi.

Tüm elektronik sistemleri Otokar tarafından geliştirilen Arma 8×8, sahip olduğu özel sistem sayesinde sürücüsüne karanlıkta, siste, dumanda hiçbir ışık yakmadan termal kamera ile yolu ve etrafı görme ve ilerleme imkanı sağlıyor. Aynı kamera sayesinde sürücü, geri manevra sırasında aracın arkasını da görebiliyor. Araç Amfibi kit sayesinde hiçbir ön hazırlık yapmadan suda yüzebiliyor ve suda saatte 8 kilometre hız yapabiliyor. İsteğe bağlı sunulan NBC kiti ile de mürettebatını nükleer, biyolojik ve kimyasal tehditlere karşı koruyor.

Modüler bir platform olma özelliği taşıyan araç, ihtiyaçlar doğrultusunda farklı silah kule sistemleriyle donatılabiliyor. Sürücü ve komutan dahil 12 personel ve 24 ton azami yük taşıyabilen araç, ön tarafa yerleştirilmiş kompakt motoru sayesinde geniş bir iç hacim ve ergonomik bir çalışma ortamı sağlıyor.

Araçta kullanılan hidropnömatik süspansiyon sayesinde arazi koşullarında da titreşim minimuma indiriliyor. Sınıfında en büyük lastiklerin kullanıldığı araç, paletli araçlar kadar hareket kabiliyetine sahip. Araç 1 düğme ile 8×4 veya 8×8 kullanım seçeneklerine geçirilebiliyor. 450 beygir gücünde motora ve 7 ileri 1 geri vitese sahip aracın yakıt sarfiyatı da oldukça düşük. Bu da aracın 1 depo yakıtla 750 kilometre yol almasına imkan sağlıyor.

Arma 8×8, yüzde 60 rampa tırmanma, yüzde 30 yan eğimle gitme ve 2000 milimetrelik hendeklerden rahatlıkla geçebilme özelliklerini barındırıyor. Araçla birlikte tercih edildiği takdirde ilave RPG zırhı, kendini kurtarma sistemi, amfibi sistemi, NBC koruması, sisleme havanları ve yangın söndürme ile infilak baskılama sistemi opsiyonel olarak sunuluyor.

Vatana Millete Hayırlı Uğurlu Olsun.

Arma 8×8 fotoğrafları için tıklayınız…

DEVAMINI OKU >> Arma 8×8…

Ali İtak - 19 Mayıs 2011

19_mayis1

19 Mayıs herkese kutlu olsun….

19mayis2

DEVAMINI OKU >> 19 Mayıs Kutlu Olsun…

Ali İtak - 12 Mayıs 2011

Ataturk

İzmir kurtulmuş, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara’ya hareket edecekler… Trene binerler ve kompartımana çekilirler.
Ertesi gün, yaveri, Atatürk’ün kompartımanının kapısını çalar. Atatürk, yorgun, bitkin bir halde kravatını yıkamaktadır. Yaveri: “Paşam bu ne hal, hiç uyumadınız herhalde; niye böylesiniz”, der.
“Çocuk, kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı unutmuşsunuz, kolumu yastık yaptım ağrıdı, setremi yastık yaptım üşüdüm, uyumadım kalktım”, der.
Yaveri: “Aman Paşam! Birimize haber vereydiniz; hemen size bir yastıkla battaniye getirirdik”, der.
Ve bir ülke kurtarmaktan dönen komutan tarihi bir cevap verir:
“Geç fark ettim, hepiniz en az benim kadar yorgundunuz, hiç birinize kıyamadım. Önemli olan benim uyumam değil; milletimin rahat uyuması”.

ataturk1

DEVAMINI OKU >> Milletin Rahat Uyuması…

Ali İtak - 23 Nisan 2010

29-23-nisan-resimleri

23 Nisan 1920, Türk Milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk Halkının Egemenliğini ilân ettiği tarihtir.

Atatürk, 23 Nisan 1924’te “23 Nisan'”gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır. 1979’da, yine ilk olarak altı ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşıdığımız bu millî bayramımıza, ortalama olarak her yıl kırkın üzerinde ülkeden gelen ve Türk çocuklarının misafiri olan yabancı ülke çocukları da katılmaktadır. Dünya’da çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke Türkiye’dir.

Türk milletinin gönlünde, onun bağımsızlığının sarsılmaz ifadesi olarak en önemli yeri işgâl eden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl yurdumuzda ve yurtdışındaki temsilciliklerimizde, bütün kurumlarımızda, okullarımızda ve her evde çeşitli etkinliklerle kutlanarak millî birliğimizin kenetlenmiş ifadesini temsil etmektedir.

Büyük Önder Atatürk’ün düşüncesinde çocuklar, milletin geleceğidir. Onlara duyduğu sarsılmaz güvenin ve büyük sevginin ifadesi olarak, millî bayramımız olan 23 Nisanlar’ı çocuklara armağan etmiştir. Tarihimizin gurur dolu sayfalarının yeni nesillerce öğrenilmesi ve Türk Devleti’nin devamını emanet edeceğimiz yeni Cumhuriyet bekçilerinin bu bilinçle yetişmesi amacıyla 23 Nisanlar, önemli birer vesiledir.Milletimize ve bütün çocuklara kutlu olsun.

Atatürk diyor ki:

“Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir. ”

DEVAMINI OKU >> 23 Nisan’ın Önemi…

Ali İtak - 11 Aralık 2009

gunesi ozledik

Başka bir söze gerek varmı bilmiyorum?

DEVAMINI OKU >> Zeki Triko’nun Unutulmaz Reklamı…

Ali İtak - 10 Kasım 2009

AtaturkAtatürk’ün Çankaya sofraları çok konuşulur…

“Memleket içki sofrasından idare ediliyor” denerek Mustafa Kemal aşağılanmaya çalışılır…

Gazi daha hayattayken, ona dalkavukluk yapmaya ihtiyacı olmayacak, ondan rant sağlamaktan medet ummayacak bir adamın sözüdür;


Konuşan, burnundan kıl aldırmayan, insanları ve milletleri aşağılamayı seven bir ülkenin Başbakanı’dır…

Fransa’nın Başbakanı Atatürk’ün sekreteri olmak istemekte ve bunu söylemekten gocunmamaktadır…

***

“Sizlere şunu söyleyeyim ki, ben Atatürk’e sekreter olmak isterdim. Sebebi de, O’nun her akşam sofrasında bulunup yüksek fikirleriyle beslenmek dileğinde oluşumdur.” 1933,

Edward Herriot, Fransa Başbakanı

***

Mustafa Kemal’in savaşlar yaptığı, düşmanı dize getirdiği hep söylenir ve her savaşta “Mustafa Kemal referans alınır…”

Oysa savaşmasını bilir…

Ama barış yapmasını da bilir Gazi…

Hem de “denize döktüğü, ülkesini kısa süre önce işgal etmiş düşmanla bile…”

Şu satırlar, denize dökülen bir işgalci devletin Başbakanı’nın denize döküldükten 12 yıl sonra onun için Nobel’e teklif ettikleridir:

***

“Norveç Nobel Komitesi Başkanlığı’na;

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla bölgedeki istikrarsız durum sona ermiştir. Teokratik bir rejimle yaşayan, din ve hukuk kavramlarının birbirine karıştığı, çökme sürecindeki bir İmparatorluğun yerini, güç ve hayat dolu, modern ve milli bir devlet almıştır. Barış dünyasına bu değerli katkı, Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa sayesinde yapılabilmiştir. Bu nedenle, Yunanistan Hükümeti Başbakanı sıfatıyla, Mustafa Kemal Paşa’nın Nobel Barış Ödülü’ne adaylığını takdim etmekten şeref duymaktayım.” 12.1.1934, Venizelos, Yunanistan Başbakanı…

***

Atatürkçülük üzerine sürekli birileri, “boylarından büyük laflar” ederler…

Ezberledikleri iki üç sözcük ve tümceden koskoca bir lideri anlatmaya yeltenirler…

Bazen “Kemalizm” diye Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı, inandıkları, mücadelesi ve tarzıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir dogmalar tortusunu, yutturmaya kalkarlar millete…

Oysa şöyle der Atatürk;

“Ben size hiçbir dogma veya doktrin bırakmıyorum. Benim doktrinim müspet ilimdir!” (Falih Rıfkı Atay, ’Çankaya’, 1968, s. 13)

***

Ve elbette ki, her haklı olduğuna inanan insanda olduğu gibi, kibir, onur ve haysiyete düşkünlük had safhadadır:

“Burada ev sahibi biziz!”

İstanbul’un işgal günleri idi…

Başta General Harrington olmak üzere bir kısım işgal kumandanları Pera Palas Salonu’nun bir köşesinde otururlarken, başka bir köşede oturan Mustafa Kemal nedense onların dikkatlerini çeker…

Kim olduğunu soruştururlar…

Mustafa Kemal denir…

Onlar için Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşı’nın en ünlü şahsiyetlerinden biridir…

Yabancı dillerde Çanakkale Harpleri’nden bahseden ve daima Mustafa Kemal’in isminde düğümlenen kitaplar ve yazılar o zaman bile azımsanamayacak kadar fazla idi…

Kendisine haber göndererek masalarına davet ederler, ama Mustafa Kemal’in cevabı hem nazik, hem kesindir: “Burada ev sahibi olan biziz! Kendileri misafirdirler! Onların bu masaya gelmeleri gerekir!..”

*****

SELANİK’TEN YAHUDİ Mİ ÇIKAR?..

Atatürk’ün uşağı Cemal Granda’nın anılarından “Selanik’ten Yahudi mi çıkar?..” anekdotu:

Bir gün Çankaya’da eski köşkte, Selanik’te Berber Mehmet ve Berber Rıdvan’la antrede oturmuş konuşuyorduk…

Berberlerin ikisi de Atatürk’ün hemşehrisi olduklarından kendilerini imtiyazlı sayarlar, yüksekten konuşurlardı…

O gün yine zayıf tarafımı bulmuşlar, bana şakadan takılıyorlardı…

“Biz Selanikliler olmasak siz kurtulamazdınız…” diyorlardı…

Ben de cevap olarak “Biz kendi kendimizi kurtarırdık… Selaniklilere ihtiyacımız yok… Hem Selanik’ten çıksa çıksa Yahudi çıkar…” diyordum.

***

O sırada merdivenleri yavaş yavaş inen Atatürk’ü görmemiştik…

Konuşmalarımıza istemeyerek kulak misafiri olmuş ki, sofrada bir Selanikli olan Nuri Conker’e damdan düşer gibi sordu…

“Nuri Bey Selanik’ten ne çıkar?..”

O anda beynimin karıncalandığını hissettim…

Demek korktuğum başıma gelmiş, Atatürk antrede konuştuklarımızın hepsini duymuştu…

Nuri Conker, Atatürk’ün nazını çektiği kaprislerine katlandığı eski çocukluk arkadaşı olduğu için aklına eseni söylemekten çekinmeyen biriydi…

Sanki bütün konuştuklarımızı biliyor da sanki beni korumak kararını vermişçesine “Selanik’ten bol Yahudi çıkar Paşam…” demesin mi…

Bunun üzerine Atatürk yüzünde alaylı bir gülümsemeyle daha önce kulağına çılanmış dedikoduların tümüne karşılık verdi:

“Benim için de bazı kimseler Selanikli olduğumdan Yahudi olduğumu söylemek istiyorlar…

Şunu unutmamak lazım ki Napoleon da Korsikalı bir İtalyan’dı…

Ama Fransız olarak öldü ve tarihe Fransız olarak geçti…

İnsanların içinde buluduğu topluma çalışmaları lazımdır…”

DEVAMINI OKU >> Atatürk’ten Alınasi Birkaç Nasihat…

Ali İtak - 10 Kasım 2009

993_815_seri_nolu_2._ata_nufus_cudani

993.815-B seri ve 51 sıra numaralı Nüfus Hüviyet Cüzdanı

27 Mart 1923 tarihinde Ankara Nüfus Müdürlüğünce verilen nüfus cüzdanına göre, Boy: Orta, Saç: Sarı, Kaş: Sarı, Göz: Mavi, Burun: Adeta, Ağız: Adeta, Bıyık: Sarı, kesik, Sakal: Tıraş, Çene: Uzunca, Çehre: Uzunca, Renk: Beyaz, Alamet-i farika-i tabiiye: Tam, İsim ve şöhreti: Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri, Tarih ve mahall-i veladeti: Selanik, 1296, Pederinin ismiyle mahall-i ikameti: Tüccardan müteveffa Ali Rıza Efendi, Validesinin ismiyle mahall-i ikameti: Müteveffiye Zübeyde Hanımefendi, Sanat ve sıfat ve hizmet ve intihab selahiyeti: TBMM Reisi ve Başkumandan, Müteehhil ve zevcesi müteaddid olup olmadığı: Bir zevcesi vardır, Derecat ve sunuf-ı askeriyesi: Müşir, İkametgâh ise Hacı Bayram Mahallesi 161/1 idi.

Yeni alfabenin kabulünden sonra yenilenmiş nüfus cüzdanlarından “993.814-B seri ve 51 sıra numaralı” cüzdanda adı: Kemal, soyadı Atatürk, “993.815-B seri ve 51 sıra numaralı” cüzdanda adı Kamal, soyadı Atatürk, Meslek ve İçtimai vaziyeti: Reisicumhur, Medeni hali: Evli değildir, nüfus kütüğüne yazılı olduğu yeri ise Ankara Vilâyeti Çankaya Mahallesi Hane No. 139, Cilt: No. 56 ve Sahile No. 49 olarak yazılmıştır.

DEVAMINI OKU >> 993.815-B Seri Ve 51 Sıra…

Ali İtak - 10 Kasım 2009

Muhtesem cevap

Başka söze gerek yok sanırım…

DEVAMINI OKU >> Muhteşem Cevap…

Ali İtak - 10 Kasım 2009

12

Atanın Cevap Veremediği Tek İnsan..?

Tarihimiz sayısız savaşlarla doludur. Biz bu savaşlardan baş kaldırıp ne memleketi imar edebilmiş, ne de kendimiz refaha kavuşmuşuzdur. Bunun sebebi, bizim suçumuz olduğu kadar düşmanlarımızın da suçudur. Çünkü başta Ruslar olmak üzere düşmanlarımız hep şöyle düşünürlerdi:
-Türklere rahat vermemeli ki, başka sahalarda ilerleyemesinler…

Bunun için de sık sık başımıza belalar çıkarırlar, savaşlar açarlar, Balkan milletlerini “İstiklal” diye kışkırtırlardı.
Biz böyle durmadan savaşırken de o zamanlar askere alınmayan gayri müslimler zenginleşirlerdi.
Onların neden zengin, bizim neden fakir kaldığımızı bir köylü, Atatürk’e verdiği kısa bir cevap ile çok güzel açıklamıştır.

Atatürk, Hatay’a yaptığı seyahatlerden birinde, şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş:
-Bu köşk kimin?
-Kirkor’un…
-Ya şu koca bina?
-Yargo’nun…
-Ya şu?
-Salomon’un…
Atatürk biraz sinirlenerek sormuş:
-Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz? Toplananların arkalarında bir köylünün sesi duyulur:
-Biz mi nerede idik? Biz Yemen’de, Tuna Boyları’nda, Balkanlar’da, Arnavutluk Dağlarında, Kafkaslar’da, Çanakkale’de, Sakarya’da savaşıyorduk paşam…

Atatürk bu anısını naklederken:
-Hayatımda cevap veremediğim tek insan bu ak sakallı ihtiyar olmuştur, der.

13 14 15 16 18 19 20 21

DEVAMINI OKU >> Ata’nın Cevap Veremediği Tek İnsan…

Ali İtak - 10 Kasım 2009

10kasim

YAŞAM ÖYKÜSÜNDEKİ OLAYLAR DİZİNİ

1881-1908

19 Mayıs 1881 – Ali Rıza Efendi ile Zübeyde Hanım’ın “MUSTAFA” adını verdikleri çocukları, Selanik Kasımiye Mahallesi, Islahane Caddesi’ndeki evde, bugün müze olarak kullanılan iki katlı pembe evde dünyaya geldi.

1888-1893 – Mustafa çok kısa bir süre Mahalle Okulu’nda okuduktan sonra, modern eğitim yapan Şemsi Efendi İlkokulu’nu bitirdi. Babası ölünce, annesiyle dayısının çalıştığı çiftliğe gitti. Orada tarla bekledi, daha sonra annesiyle Selanik’te oturan teyzesinin yanına döndü. Burada kısa bir süre Mülkiye Hazırlık Okulu’na devam etti.

1893 – Küçük Mustafa, Selanik Askeri Okulu’na (rüştiye’ye) girdi. Sınıfta aynı adı taşıyan Matematik Öğretmeni Mustafa, sınıf birincisi olan küçük Mustafa’nın adını “Mustafa Kemal” olarak değiştirdi.

1906 – Mustafa Kemal, Manastır Askeri Okulu’na (idadiye) girdi.

13 Mart 1899 – Mustafa Kemal, İstanbul’da Harp Okulu’na girdi.

10 Şubat 1902 – Mustafa Kemal, Harp Okulu’ndan mezun oldu. Kurmay Okulu’nda öğrenci iken tarihsel konulara ilgi duydu. Bu sıralarda kimi arkadaşlarıyla el yazısı bir dergi çıkardı.

11 Ocak 1905 – Mustafa Kemal, Harp Akademisi’nden Kurmay Yüzbaşı rütbesi ile mezun oldu. Merkezi Şam’da bulunan 5. ordu emrine verildi.

1906 – Mustafa Kemal, arkadaşlarıyla Şam’da “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni” kurdu.

1907 – Mustafa Kemal, gizlice Selânik’e giderek, bu cemiyetin orada bir şubesini açtı.

1909-1910

13 Nisan 1909 – Mustafa Kemal, Selanik’te bulunduğu sırada, İstanbul’da, 31 Mart Olayı oldu. Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Hareket Ordusu, Selanik’ten İstanbul’a yürümeye başladı. Mustafa Kemal, bu ordunun kurmaybaşkanı idi.

22 Eylül 1909 – Mustafa Kemal, Selanik’te toplanan İttihat ve Terakki Kongresi’ne katıldı. Burada yaptığı konuşmada: “Devletin iç ve dış tehlikelere karşı koyabilmesi için güçlü bir orduya ve partiye ihtiyacı bulunduğunu, fakat bunların ayn ayrı çalışması gerektiğini” söyledi. Bu görüşünden dolayı ittihatçılarla arası açıldı.

1910-1911

1910 – Mustafa Kemal, Arnavutluk isyanının bastırılmasında kurmay başkanı olarak görev yaptı. Aynı yıl içinde, Fransız ordularının manevralarını ” izlemek üzere bir askerî heyetle Fransa’ya gitti.

13 Eylül 1911
– Mustafa Kemal, İstanbul’daki Genelkurmay Karargâhı’nda görevlendirildi.

5 Ekim 1911 – Mustafa Kemal, Tobruk’ta ve Derne’de italyanlara karşı savunma savaşlarına katıldı.

27 Kasım 1911 – Mustafa Kemal, Trablusgarp’ta bulunduğu sırada
binbaşılığa terfi etti.

1912-1913

9 Ocak 1912 – Mustafa Kemal, Trablus-İtalyan-Osmanlı Savaşı’nda Tobruk saldırısını başarıyla yürüttü.

8 Ekim 1912 – Mustafa Kemal, Balkan Savaşı’nın çıkması üzerine anavatana dönerek, Bolayır’da kurulan kolordunun harekât şubesi müdürlğüne getirildi.

25 Kasım 1912 – Mustafa Kemal, Çanakkale Boğazı Kuvayı Birlikleri Harekât Şubesi Müdürlüğü’ne atandı.

1913 – Mustafa Kemal, Kolordu Kurmay Başkanı olarak Edirne’nin kurtarılmasına katıldı.

1914-1915

1 Mart 1914 – Mustafa Kemal, yarbaylığa terfi etti.

2 Şubat 1915 – Mustafa Kemal Eceabat (Maydos)’ta bulunan 19. Tümen Komutanlığı’na atandı,

18 Mart 1915 – İngiliz ve Fransızların büyük bir donanma ile Çanakkale Boğazı’nı zorlamaları üzerine. Mustafa Kemal, burada düşman birliklerini denize dökerek Çanakkale Deniz Zaferi’ni kazandı.

25 Nisan 1915 – Mustafa Kemal komutasındaki Türk birlikleri, Arıburnu’nda çıkarma yapan ingiliz ve Anzaklar’ın saldırılarını durdurdu.

1 Haziran 1915 – Mustafa Kemal, Albaylığa terfi etti.

8/9 Ağustos 1915 – Mustafa Kemal, Anafartalar Komutanlığı’na atandı. 10 Ağustos’ta düşmanı yenilgiye uğratü.

17 Ağustos 1915
– Mustafa Kemal, Kireçtepe Zaferi’ni
kazandı.

21 Ağustos 1915
– Mustafa Kemal, ikinci Anafartalar Zaferi’ni kazandı.

19 Aralık 1915– Düşmanlar sayısız ölü bırakarak, bir daha dönmemek üzere gittiler.

1916-1917

14 Ocak 1916 – Mustafa Kemal, Edirne’de bulunan 16.Kolordu Komutanlığı’na atandı.

1 Nisan 1916 – Mustafa Kemal, Tuğgeneralliğe terfi etti.

6/7 Ağustos 1916
– Mustafa Kemal. 7. Ordu Komutanı iken, 18 Martta 2. Ordu Komutanhğı’na getirildi.

5 Temmuz 1917
– Mustafa Kemal, 7. Ordu Komutanhğı’na atandı.

20 Eylül 1917 – Mustafa Kemal, 7. Ordu Komutanı iken memleketin ve ordunun durumunu açıklayan tarihsel bir rapor hazırladı.

15 Aralık 1917 – Mustafa Kemal, Veliaht Vahdettin’le Almanya’ya gönderildi.

5 Ocak 1918 – Mustafa Kemal, Almanya’dan geri döndü.

16 Ağustos 1918 – Mustafa Kemal, yeniden 7. Ordu Komutanhğı’na getirildi. Düşmana karşı Halep’in kuzeyinde bir savunma hattı kurdu.

26 Ekim 1918 – Halep yakınlarında düşman saldırısını durdurdu.

31 Ekim 1918
– Mustafa Kemal, Limon Fon Sanders’ten Yıldırım Orduları Komutanhğı’nı teslim aldı.

13 Kasım 1918 – Mustafa Kemal, İstanbul’a döndü. 228

21 Kasım 1918 – Mustafa Kemal, Fethi Bey’le (Okyar) İstanbul’da Mimber Gazetesi’ni çıkarttı.

1919

20 Nisan 1919 – Mustafa Kemal, 9. Ordu Müfettişliği’ne atandı.

30 Nisan 1919
– Mustafa Kemal, 9. Ordu Müfettişi olarak Anadolu’ya tayin edildi.

15 Mayıs 1919
– Mustafa Kemal, Vahdettin’le görüştü.

16 Mayıs 1919
– Mustafa Kemal, Bandırma Vapuru’yla İstanbul’dan Samsun’a hareket etti.

19 Mayıs 1919
– Mustafa Kemal, Salı günü sabah saat sekizde Samsun’a çıktı.

28 Mayıs 1919 – Mustafa Kemal Paşa, Havza’da yayınla dığı genelge ile Kurtuluş Savaşı’m başlattı.

21/22 Haziran 1919 – Mustafa Kemal Paşa, Amasya’da millî mücadeleyi başlatan, “Amasya Genelgesi”ni yayınladı.

25 Haziran 1919 – Mustafa Kemal Paşa, Amasya’dan Sivas yoluyla Erzurum’a hareket etti.

3 Temmuz 1919 – Mustafa Kemal Paşa, “Doğu İlleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” toplantısına katılmak üzere Erzurum’a geldi.

8 Temmuz 1919 – Mustafa Kemal Paşa, çok sevdiği askerlik mesleğinden istifa etti. Türk ulusunun bir kişisi olarak vatanı ve ulusu kurtarmak için çalış malara başladığını açıkladı.

23 Temmuz 1919 – Mustafa Kemal Paşa, Erzurum Kongresi’nde, Temsil Heyeti Başkanlığı’na seçildi. Bu toplantıda, “Misak-ı Millî Kararları” kabul edildi.

4 Eylül 1919 – Mustafa Kemal Paşa, Sivas Kongresi Başkanlığı’na seçildi.

11 Eylül 1919 – Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdaffa-i Hukuk Cemiyeti Temsil Heyeti Başkanlığı’na seçildi.

12 Eylül 1919
– Mustafa Kemal, illere ve komutanlıklara, İstanbul Hükümeti ile her türlü haberleşmenin kesildiğini bildirdi.

20/22 Ekim 1919 – Mustafa Kemal Paşa’nın Amasya’da İstanbul Hükümeti temsilcileri ile görüştü ve Amasya Protokolü’nü imzaladı.

7 Kasım 1919 – Mustafa Kemal, Erzurum’dan milletvekili seçildi.

27 Aralık 1919 – Mustafa Kemal Paşa, Temsil Heyeti ile Sivas üzerinden Ankara’ya geldi.

28 Aralık 1919 – Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’lılarla yaptığı konuşmada: “Vatanı düşman istilâsından mutlaka kurtaracağız. Fakat vazifemiz bununla bitmeyecektir. Medenî milletler arasında yerimizi alacağız.” diyordu.

1920

10 Ocak 1920 – “Hâkimiyet-i Milliye” Gazetesi Ankara’da kuruldu.

12 Ocak 1920 – Meclis-i Mebusan İstanbul’da toplandı.

28 Ocak 1920 – “Misak-ı Millî”, Meclis-i Mebusan’ın İstanbul’da yaptığı gizli toplantıda kabul edildi.

16 Mart 1920 – Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’un İtilâf Devletleri tarafından işgalini. İstanbul Hükümeti’ne ve bütün devletlere gönderdiği bir yazı ile protesto etti.

19 Mayıs 1920 – Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’ya geçen Osmanlı milletvekillerine bir çağrıda bulunarak, olağanüstü yetkilere sahip ve ulusun gerçek iradesini temsil edecek bir meclisin Ankara’da toplanmasını istedi.

23 Nisan 1920 – Mustafa Kemal Paşa, Ankara’da Hacı Bayram Camii’nde kılınan Cuma namazından sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açtı.

24 Nisan 1920 – Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına seçildi.

11 Mayıs 1920 – Mustafa Kemal Paşa, istanbul’da toplanan bir Divan-ı Harp tarafından idam cezasına varptınldı. Bu karar, 24 Nisan 1920 günü padişah tarafından onaylandı.

10 Ağustos 1920
– istanbul Hükümeti ile itilâf Devletleri arasında, Türkiye’yi parçalayan ve bağımsızlığımızı sona erdiren SEVR ANTLAŞMASI imzalandı.

13 Eylül 1920 – Halkçılık programı, Mustafa Kemal Paşa tarafından TBMM’sinde okundu.

29 Eylül 1920 – TBMM’si kuvvetleri, Sarıkamış’ı düşman istilâsından kurtardı.

30 Ekim 1920 – TBMM’si kuvvetleri, Kars’ı düşman işgalinden kurtardı.

8/9 Aralık 1920 – Ali Fuat (Cebesoy) Paşa, Moskova Büyükelçiliğine; Genelkurmay Başkanı İsmet Bey (İnönü) de Batı Cephesi Komutanlığı’na atandı.

2/3 Aralık 1920 – Türkiye-Ermenistan arasındaki sınırı çizen belge, TBMM’si ile Rusya arasında yapılan Gümrü Antlaşmasıyla tespit edildi.

5 Aralık 1920 – Mustafa Kemal Paşa, istanbul’dan gelen Osmanlı delgeleıi ile (izzet ve Salih Paşalar) Bilecik Tren fstasyonu’nda görüştü.

25 Aralık 1920 – Mustafa Kemal Paşa; “Hiçbir kimse, hiçbir neden ve sebeple Ankara’daki Hükümet’in bilgisi olmadan kuvvet toplamaya yetkili değildir, “bildirisini yayınladı.

29 Aralık 1920 – Kuva-i Seyyare Komutanı Çerkez Ethem ve arkadaşlarının ulusal otoriteye karşı oldukları anlaşıldı.

10 Ocak 1921 – Yunanlılarla yapılan Birinci inönü Savaşı’nda, Mustafa Kemal Paşa, inönü’ye çektiği bir telgrafta: “… Bu başarının kutsal topraklarımızı düşman istilâsından tamamiyle kurtaracak olan kesin zafere bir hayırlı başlangıç olmasını Allah’dan dilerim., “diyordu.

20 Ocak 1921 – Yeni Türk Devleti’nin ilk Anayasası kabul edildi.

12 Mart 1921 – Mehmet Akif’in yazdığı İstiklâl Marşı, TBMM’si tarafından millî marş olarak kabul edildi.

16 Mart 1921 – TBMM’si ile Rusya arasında “Moskova Antlaşması” imzalandı.

1Nisan 1921 – Yunanlılara karşı İkinci İnönü Zaferi kazanıldı. Mustafa Kemal Paşa, ismet İnönü’ye çektiği telgrafta: “Siz orada yalnız düşmanı değil, ulusun makûs talihini de yendiniz.” diyordu.

10 Mayıs 1921
– Mustafa Kemal Paşa’nın önerisiyle, TBMM’sinde “Anadolu ve Rumeli Mûdafaa-i Hukuk Grubu” kuruldu; Mustafa Kemal, bu grubun
başkanlığına seçildi.

21 Haziran 1921 – Mustafa Kemal Paşa. Fransız elçisi F. Boullion ile Ankara’da görüştü.

5 Ağustos 1921
– TBMM’si tarafından-geniş yetkilere dayalı üç aylık süre ile Mustafa Kemal Paşa’ya Başkomutanlık yetkisi verildi. Bunun üzerine
kürsüye gelen Başkomutan Gazi Mustafa Kemal, yaptığı konuşmada şöyle diyordu: “Efendiler., düşmanı kesinlikle yeneceğimize dair olan güvenim bir dakika olsun sarsılmamıştır. Bu dakikada, bu gönül dolusu güvenimi, yüksek
heyetinize karşı, bütün millete karşı ve bütün âleme karşı ilân ederim”.

23 Ağustos 1921
– Bu tarihte 22 gün ve 22 gece süren Sakarya Meydan Savaşı başladı. Başkomutan, or-duya yayınladığı bir emirde: “Müdafaa hattı yoktur; müdaffa sathı vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.” diyordu.

19 Eylül 1921 – Mustafa Kemal Paşa’ya TBMM tarafından “Mareşallik ve Gazi” unvanı verlidi.

20 Ekim 1921 – Fransa Hükümeti’nin Ankara Hükümeti’ni tanıması ve Fransa, Türkiye arasında Ankara Antlaşması’mn imzalanması.

5 Ocak 1922 – Fransızların çekilmesiyle Türk Ordusu’nun Adana’ya girişi.

26 Ağustos 1922 – Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruz’u, Kocatepe’den saat 05.30’da topçu ateşiyle başlattı.

30 Ağustos 1922 – Mustafa Kemal Paşa, Dumlupınar’da Yunan ordusunu kesin yenilgiye uğrattı. Başkomutanlık Meydan Savaşı’nı kazandı.

30/31 Ağustos 1922 – Kütahya kurtuldu. Belediyeye Türk Bayrağı çekildi.
1 Eylül 1922 – Mustafa Kemal Paşa’nın Başkomutanlık emri: “Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir, ileri!”

2 Eylül 1922 – Yunan askeri birlikleri komutanı General Trikopis ile Digenis esir alındı. Ertesi günü Mustafa Kemal’in huzuruna getirildiler.

9 Eylül 1922 – Türk ordusu İzmir’e girdi. Türk Bayrağı Kadife Kale’ye çekildi.

10 Eylül 1922 – Başkomutan Gazi Mustafa Kemal İzmir’e geldi. Aynı gün Türk Ordusu, Bursa’yı düşmandan geri aldı.

3 Ekim 1922 – Mudanya Konferansı toplandı. Bu tarihte Batı Cephesi Komutanı ismet Paşa, İngiltere delegesi General Harrington, Fransız delegesi General Charpy ile İtalyan delegesi General Monbelli bir araya geldiler.

11 Ekim 1922 – Mudanya Ateşkesi imza edildi.

1 Kasım 1922 – Mustafa Kemal’in emriyle, TBMM’si tarafından saltanat kaldırıldı.

17 Kasım 1922 – Vahdettin, İngiliz savaş gemisi Malaya ile İstanbul’dan ayrıldı.

20 Kasım 1922 – Lozan’da barış görüşmelerinin başlaması.

25 Kasım 1922 – Edirne’deki düşman yönetiminin TBMM’si Hükümetine geçmesi.

26 Kasım 1922 – Çanakkale’deki yönetimin TBMM’si Hükümeti’ne geçmesi.

2 Aralık 1922 – Anadolu’daki yenilgileri nedeniyle Yunan hükümet üyeleri ile Yunan orduları başkomutanı Hacıanesti Atina’da idam edildi.

1923 – 1924

14 Ocak 1923 – Mustafa Kemal Paşa’nın annesi Zübeyde Hanım, İzmir’de öldü.

20 Ocak 1923 – Mustafa Kemal Paşa, Lâtife Hanım’la evlendi. 5 Ağustos 1925 günü boşanarak ayrıldılar.

4 Şubat 1923 – Lozan Konferansı, önemli görüş ayrılıkları nedeniyle kesildi.

17 Şubat 1923 – Mustafa Kemal Paşa’mn emriyle İzmir’de ik kez “Türkiye İktisat Kongresi” toplandı.

23 Nisan 1923 – 4 Şubat’ta kesilen Lozan Konferansı’nın yeniden başlaması.

24 Temmuz 1923 – Lozan Barış Antlaşması imzalandı.

13 Ekim 1923 – Çıkarılan bir yasayla Ankara, Hükümet merkezi yapıldı.

29 Ekim 1923 – Anayasa değişikliği yapılarak Cumhuriyet ilân edildi. Gazi Mustafa Kemal, meclisin gizli oylamasında, oybirliği ile Cumhurbaşkanlığına seçildi.

3 Mart 1924 – Eğitimi birleştiren yasa kabul edildi. Halifelik kaldırıldı. Osmanlı hanedanı Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışına çıkartıldı.

20 Nisan 1924
– Yeni Anayasa (Teşkilât-ı Esasiye Kanunu) kabul edildi).

1925-1926

13 Şubat 1925 – Doğu’da Şeyh Sait isyanı başladı. 13 Mayıs 1925 tarihinde bu isyan kesin olarak bastırıldı.

27 Ağustos 1925 – Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, şapka ile inebolu Türk Ocağı’na geldi. Kastamonu gezisi boyunca giysi yeniliği hakkında konferanslar verdi, toplantılar yaptı.

2 Eylül 1925 – Tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı. Din görevlileri hakkında giysi değişikliği ile ilgili kararname çıkarıldı.

25 Kasım 1925 – Şapka Kanunu onaylanarak yürürlüğe girdi.

30 Kasım 1925 – Tekke, zaviye ve türbelerde çalışan kişilerin tüm unvanları bir yasa çıkartılarak yasaklandı.

26 Aralık 1925 – Bir yasa çıkartılarak uluslararası saat ve takvim kabul edildi.

17 Şubat 1926 – Medenî Kanun kabul edildi. Türk kadını medenî haklara kavuştu. Çok evlilik yasaklandı. Hukuk düzenimiz çağdaşlaştınldı.

20 Mayıs 1926 – İlkokul öğretmenleri hakkında yasa çıkartıldı.

5 Haziran 1926 – Türkiye, ingiltere ve Irak arasında, Türk-Irak sınırını belirten antlaşma imzalandı.

15/6 Haziran 1926 – Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya izmir’de suikast düzenlendi. Eylemi düzenleyenler yakalanarak idam edildi. Bu üzücü olaydan sonra Gazi Mustafa Kemal, Türk Ulusu’na yayınladığı bir duyuruda şöyle diyordu: “Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak o lacaktır; fakat, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır”.

3 Ekim 1926
– Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal’in ilk heykeli, İstanbul Sarayburnu’na dikildi.

1927- 1928

15/20 Ekim 1927 – Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Büyük Söylev’ini okudu.

1Kasım 1927 – Gazi Mustafa Kemal Paşa, ikinci kez Cumhurbaşkanı seçildi.

4 Kasım 1927 – Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın ikinci heykeli, Ankara Etnografya Müzesi önüne dikildi.

28 Ekim 1927 – Türkiye’de ilk kez nüfus sayımı yapıldı. O tarihteki nüfusumuzun 13 milyon 650.000 olduğu belirlendi.

10 Nisan 1928 – Anayasa değişikliği yapılarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Lâik bir devlet haline getirildi.

24 Mayıs 1928 – Uluslararası rakamların kullanılmasıyla ilgili yasa çıkartıldı.

28 Mayıs 1928 – “Millet Mektepleri” açıldı. Türk vatandaşlığı yasası çıkartıldı.

1 Kasım 1928 – Yeni Türk Harfleri’nin kabul ve uygulanmasıyla ilgili yasa TBMM’si tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi.

1929-1930-1931

5 Ocak 1929 – TBMM’sinden çıkartılan bir yasa ile Anadolu-Bağdat, Mersin, Tarsus, Adana demir yolları ile Haydarpaşa Limanı satın alındı.

3 Nisan 1930 – Menemen’de Cumhuriyete karşı ayaklanma yapıldı. Öğretmen yedeksubay Kubilây bu olayda şehit edildi.

12 Nisan 1931 – Atatürk’ün emriyle Türk Tarih Kurumu kuruldu.

15 Nisan 1931 – Gazi Mustafa Kemal, üçüncü kez Cumhurbaşkanı seçildi.

25 Ekim 1931 – Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Balkan Konferansı’nın Ankara’da yapılan kapanış toplantısında: “… Balkan milletleri kardeştir… . İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlık dışıdır”, diyordu.

1932- 1933

12 Temmuz 1932 – Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal’in emriyle Türk Dil Kurumu kuruldu.

4 Ekim 1932 – Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Diyarbakır gazetesi sahibine verdiği bir demeçte: “Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, istanbullu, Trakyalı, Makedonyalı, hep bir ırkın evlâtları, hep aynı cevherin damarlarıdır”, diyordu.

26 Ekim 1933 – Türk kadınlarına köy ihtiyar heyetlerine seçilme ve seçme hakkı tanındı.

29 Ekim 1933 – Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Cumhuriyetin onuncu yıl dönümü törenlerinde “ONUNCU YIL SÖYLEVl’ni okudu. Bu söylevinin bir
yerinde şöyle diyordu:”.. Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti bundan sonraki inkişafıyla, geleceğin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır.. Ne mutlu Türk’üm diyene!”

1934- 1935

21 Haziran 1934 – Soyadı Yasası kabul edildi. Bütün Türk yurttaşlarının öz adından başka bir soyadı taşımaları zorunlu hale getirildi.

24 Kasım 1934 – Gazi Mustafa Kemal’e, TBMM’sinin çıkardığı bir yasa ile ‘ATATÜRK’ soyadı verildi.

3 Aralık 1934 – Hangi dinden olursa olsun, ülkemizde din adamlarının mâbet ve âyinler dışında dinsel giysi kullanmaları yasaklandı.

5 Aralık 1934 – Anayasa değişikliği yapılarak, Türk kadınlarına milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi.

14 Haziran 1935 – Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin kuruluş yasası mecliste onaylanarak kabul edildi.

11 Aralık 1935 – Atatürk, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin kuruluş yıldönümü nedeniyle yapılan törene gönderdiği kutlama yazısında şöyle diyordu: “Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur, işte parola budur!…”

1936- 1937

20 Temmuz 1936 – Montreux Boğazlar Sözleşmesi imzalandı. Boğazlar tamamiyle Türk egemenliğine geçti. Türk askeri, “gayri askeri” adı verilen yerlere girdi.

9 Ekim 1936 -Türk Hükümeti, Fransız Hükümeti’ne bir nota vererek Antakya ve İskenderun sancağına bağımsızlık verilmesini istedi.

27 Ocak 1937 – Hatay’ın Bağımsızlığı, Milletler Cemiyeti tarafından kabul edildi.

5 Şubat 1937 – TBMM’sinin aldığı bir kararla, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na: “Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, lâiklik, devrimcilik” ilkeleri kondu.

9 Haziran 1937 – Ankara Tıp Fakültesi’nin kurulması için yasa çıkartıldı.

11 Haziran 1937 – Atatürk, Trabzon’dan, Cumhuriyet Hükümeti’ne, bütün çiftliklerini ve mallarını Türk Ulusuna bağışladığını bildirdi.

25 Ekim 1937 – İnönü Başbakanlıktan çekildi. Başbakanlığa Celâl Bayar atandı.

28/29 Ekim 1937 – Atatürk, son kez Ankara’da Cumhuriyet Bayramı törenlerine katıldı.

1938

14 Ocak 1938 – Türkiye, Irak, Iran, Afganistan arasında kurulan “Sâdâbat Paktı”, TBMM’si tarafından onaylandı.

19 Mayıs 1938 – Atatürk, son kez 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı gösterilerini izledi. Rahatsız olmasına karşın Hatay sorunuyla ilgili güney gezisine çıktı.

20 Mayıs 1938 – Atatürk, Mersin’de askeri geçit törenini izledi.

24 Mayıs 1938 – Atatürk, Adana’da askeri geçit törenini izledi.

3 Temmuz 1938 – Antakya’da Türk ve Fransız askeri heyetleri arasında, Hatay’la ilgili bir antlaşma imzalandı.

4 Temmuz 1938 – Hatay bunalımı nedeniyle feshedilen Türk Fransız Dostluk Anlaşması Ankara’da yeniden imzalandı.

5 Temmuz 1938 – Türk askeri birlikleri, coşkun sevgi gösterileri içinde Hatay ve İskenderun’a girdi. Anlaşmada öngörülen yerlerde göreve başladı.

2 Eylül 1938 – Hatay Millet Meclisi toplandı; Tayfun Sökmen’i Devlet Başkanı seçti.

7 Eylül 1938 – Hatay Millet Meclisi Başkanı A. Melek, Hükümet Programı’nı sunuşunda şöyle diyordu: “.. Programımızın ruhu ve esası KEMALiZM rejimi ve bütün icabatıdır..”

17 Ekim 1938 – Atatürk, yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak ilk komaya girdi.

29 Ekim 1938 – Atatürk’ün bulunamadığı Cumhuriyet Bayramı büyük bir üzüntü içinde kutlandı. Cumhuriyetin 15. yıl dönümü nedeniyle Atatürk’ün hasta yatağından Türk Ordusu’na yayınladığı son bildiride şöyle diyordu:
“… Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber medeniyet ışıklarını taşıyan Kahraman Türk Ordusu Türk vatanının ve Türklük dünyasının şan ve şerefini, iç ve dış her türlü tehlikelere karşı korumaktan iba-ret olan görevini her an yapmaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük milletimizin tam bir inan itimatlınız vardır”.

8 Kasım 1938 – Atatürk’ün hastalığının ağırlaştığını bildiren bir rapor yeniden yayınlandı.

10 Kasım 1938 – Saat dokuzu beş geçe, Türk Ulusu’nun yetiştirdiği bu en büyük Türk, son nefesini vererek hayattan ayrıldı.

21 Kasım 1938 – Atamızın tabutu, geçici olarak Etnografya Müzesi’ne kondu.

10 Kasım 1953 – Atamızın tabutu, yapılan büyük bir törenle bugünkü Anıt-Kabre kaldırıldı.

Kaynak Bilgiler T.C. Milli Eğitim Bakanlığı

DEVAMINI OKU >> 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü ve Haftası