Ali İtak - 15 Ağustos 2012

 

 

İtalya ekonomisinde son 10 yılda yaşanan 4 resesyon, lüks araç anavatanını ikinci el Ferrari ihracatçısı yaptı. Bloomberg’in haberine göre son yaşanan finansal kriz nedeniyle zor günler yaşayan ve ard arda kemer sıkma önlemleri açıklayan ülkede, tanesi 205 bin dolar olan Ferrari 458 modellerini görmek de zorlaşırken, Ferrari sahipleri ellerindeki araçları ihraç etmeye başladı.

İtalya’dan ihraç edilen ikinci el Ferrari’lerin sayısı, 2012’nin ilk beş ayında üç katına çıkarak, 13 bin 633 rakamına ulaştı. Bir önceki yıl bu rakam 4 bin 923 seviyesindeydi. Kriz nedeniyle sadece Ferrari’de değil, diğer bir lüks araç markası Maserati ve Fiat SpA’nın satışlarında düşüş görülüyor. Ülkede lüks araçların satışlarının yüzde 47’lik düşüşle bu yıl 593 araca gerileyeceği tahmin ediliyor. 2008’de ise bu takam bin 116 seviyesindeydi.

Otomotiv sektörü uzmanları, lüks araç pazarının düzlüğü 2016’dan önce çıkmasını da beklemiyor. Milan’daki Polytechnic Üniversitesi’nden Yardımcı Dekan Giuliano Noci, “İtalya, süper model araçların anavatanlarından biri ve bu araçlar şimdi ülkenin sokaklarından teker teker siliniyor. Bu çok büyük sembolik bir değer ve bu durum ülkedeki krizin şiddetini tam olarak gözler önüne seriyor” dedi. Şu anda 1.9 trilyon Euro borcu bulunan İtalya’da Başbakan Mario Monti’nin kurduğu hükümet kemer sıkma politikalarıyla 20 milyar Euro tasarruf etmeyi planlıyor.

İTALYANLAR PARALARINI YURTDIŞINA KAÇIRIYOR

Öte yandan İtalyan polisi yılın ilk yedi ayında yurtdışına yasadışı yollarla çıkarılmaya çalışılan 38 milyon Euro değerinde altın ve banknot ele geçirdi. Ülkede devam eden ekonomik kriz para kaçırma vakalarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 80 artmasına sebep oldu. İtalyan polisinden yapılan açıklamaya göre para kaçırmaya çalışanlar sigaraların tütününü boşaltıp içine banknot yerleştirme gibi yaratıcı yöntemlere başvurmaya başladı. Avrupa Birliği kanunlarına göre 10 bin Euro ve üzerindeki miktarlar beyan edilmeden ülke dışına çıkarılamıyor. Beyan edilmeyen paraya polis tarafından el konuyor.

 

Ali İtak - 15 Ağustos 2012

Kanada basını Türklerin yaptığı esrarengiz yapıyı konuşuyor.

Kanada’nın Ottawa şehrinin en işlek noktalarından birinde başlayan inşaat kamuoyunda ve yerel basında tartışmalara neden oldu.

Ottawa Citizen’ gazetesine konuşan bir kaynak, inşaatın Türkiye’de inşa edilip sökülen sonra da Kanada’da yeniden kurulan bir anıt olduğunu belirtti.

Bir başka kaynak ise bunun, 1982 yılında inşaatın yapıldığı yerin yakınlarında, ASALA’nın üstlendiği bir suikasta kurban giden Türk askeri ataşesi Atilla Altıkat’ın anısına inşa edildiğini belirtti.

30’UNCU YILDÖNÜMÜ

İnşaatın Altıkat’ın ölümünün 30’uncu yıldönümüne yetiştirilmeye çalışıldığı da belirtildi. Altıkat, 27 Ağustos 1982’de arabasıyla işe giderken anıtın inşa edildiği kavşakta kırmızı ışıkta beklerken saldırıya uğramıştı. 10 el ateş edilen Altıkat, olay yerinde can vermişti.

Aynı yıl Türkiye’nin Ottawa Büyükelçiliği’nde görevli Danışman Kani Güngör de uğradığı saldırı sonucu felç olmuştu.

Bu iki olay Kanada’nın 150 yıllık tarihinde diplomatik temsilciliklere yönelik en büyük saldırı olarak değerlendiriliyor.

Gazeteye konuşan bir kaynak ise anıtın sadece Türk kurbanlar için değil, ülkelerini temsil edip barış için çalışırken öldürülen tüm diplomatik misyon çalışanları için dikildiğini savundu.

YETKİLİLER SIR GİBİ SAKLIYOR

Beş metre çapındaki metal yarım küre çerçevenin dışına yerleştirilen tahta bloklardan oluşan inşaatın ne olduğu konusunda resmi bir açıklama ise henüz yok.

Federal hükümet yetkilileri konuyla ilgili açıklama yapmayı reddederken arazinin sahibi Ulusal Sermaye Komisyonu, gazetecileri Dışişleri ve Uluslararası Ticaret Bakanlığı’na yönlendirdi. Oradan da ‘Yakında bilgi verilecek’ açıklaması geldi.

İnşaat alanındaki çalışanların Türk olduğu, ahşap parçaların üzerinde Türkçe yazılar olduğu ve malzemelerin THY aracılığıyla taşındığı belirtildi. İnşaatın çevresine döşenen elektrik tesisatının da gece aydınlatması için kullanılacağı tahmin ediliyor.

Ben bu haberi direk Ottawa Citizen gazetesinden okudum. Bu olay doğru ve amacı ister sadece öldürülen askeri ateşemiz Atilla Altıkat için olsun ” ki ben öyle olduğunu anladım”, ister ülkelerini temsil edip barış için çalışırken öldürülen tüm diplomatik misyon çalışanları için olsun çok güzel ama geç kalınmış bir girişim olmuş.

Ben burada yaşayan ermenilerin tepkisini kısmak için anıt isminde genelleme yapılabileceğini hissediyorum. İşin asıl amacı ise direk öldürülen askeri ateşemiz adına dikilmesidir. Öyle olmasa her yerde Türk izleri olmazdı. Kargolar THY uçağı ile taşınmaz ve Türk işçiler çalışmazdı.

Bir detayda bu anıtın Türkiye’de tamamlandığı, bitirildiği, sonra  parçalara ayrılarak montaj için Kanada’ya gönderilmesidir.

Bu olay münferit olmamalıdır.

Diğer anıtların Türkiye’yi soykırımcı ilan etme cüretini gösteren, “Demokratik” geçinen ülkelerin hepsine ve katledilen diplomatlarımızın öldürüldüğü noktalara dikilmesi çok büyük önem taşımaktadır.

Çok geç kalınmıştır ama yinede başlangıç yapılmıştır ve bu konuda Dışişleri’ne çok büyük bir misyon düşmektedir. Bu anıtlarla ilgili enformasyon çalışmaları da yapılmalıdır ve ücretsiz olarak o ülkelerde dağıtılmalıdır. Zaten başarılı olmasada Ak Parti hükümetinin ermeni mevzusu için yaptığı çalışmaları takdirle kaşılamışımdır.

Bu olay eğer başlangıç olur ve devamı gelirse, Dışişleri Bakanlığında çalışan herkes tarifi ve değeri mümkün olmayan bir başarı elde etmiş olur.

Ali İtak - 19 Temmuz 2012
  1. Conan ” The Barbarian”, özellikle Arnold filmleri çok tuttu ama oda sonradan “görevli olduğum makama uygun hareket ettim diyerek işin içinden sıyrılamaz” acayip şerefsizlik yaptı.
  2. Star Trek serisi
  3. Örümcek Adam serisi
  4. Turist Ömer serisi ” Kimse Turist Ömer olamaz ama bu formatta olmalı”
  5. Hababam sınıfı serisi “öncekilerden istediğim hazzı alamadım.

 

Ali İtak - 23 Nisan 2012

Neşe doluyor insan…

Taglar:

Ali İtak - 15 Mart 2012

Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na ait Türk Yıldızları bünyesindeki NF-5 tipi akrobasi uçağının düşmesi sonucu şehit olan Pilot Yüzbaşı Ümit Özer için 3. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda tören düzenlendi.

Törene, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mehmet Erten, Konya Valisi Aydın Nezih Doğan, 1. Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Abidin Ünal, 3. Ana Jet Üs Komutanı Tümgeneral Yılmaz Özkaya, AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Kabakcı, Konya’nın merkez Selçuklu ilçe Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, şehit Özer’in annesi Hatice ve babası Adem Özer ile eşi Setenay Özer katıldı.

Davutoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mehmet Erten, tören öncesinde baba Adem ve anne Hatice Özer’e başsağlığı diledi.

Ali İtak - 02 Ocak 2012

Kalbimizde yaşıyorsun…

baris-1

Barış Manço Fransa’da bir TV kanalının canlı yayınına konuktur. Küstah bir spiker vardır ve Manço’yla dalga geçmektedir. Devamlı Türk, yani barbar, vahşî vs…” demektedir. Manço daha faz la dayanamaz ve spikere Yanınızda kâğıt para var mı?” diye sorar. Bu soruya spiker şaşırır ve “Evet, var ama ne ola der. Barış Manço ısrar edince spiker cebindeki kâğıt paraları çıkartır. Bu olaydan az önce Manço canlı yayında “Anahtar” adlı şarkısını söylemiştir. Bu şarkının bir bölümü şöyledir. Beş Akif- bir Saat Kulesi, iki Kule-bir Fatih, beş Fatih-bir Mevla’na, iki Mevlâ’na-bir Sinan.” Bu şarkı bir matematik sorusudur ve şarkıda adı geçenler o dönemdeki Türk parası olan banknotların arkasında fotoğrafı olanlardır. Manço spikere sorar. “Bu paranızda fotoğrafı olan kişi kim?”


Spiker “General…….”, Barış Manço diğer paralardaki fotoğrafları olan kişileri de sorar, verdiği cevaplar hep aynıdır, “General….., “Amiral………..”, “Komutan………..” Spikerin bu “falanca General, falanca Amiral, falanca komutan” cevabından sonra bu sefer Manço cebinden Türk paralarını çıkarır der ki: “Bu parada fotoğrafı olan kişi Mehmed Âkif Ersoy’dur, şairdir. Bu fotoğraftaki Mevlana’dır, düşünürdür. Bu paradaki fotoğrafı olan kişi Fatih Sultan Mehmed’dir. Adaletin sembolüdür. Bizim paralarımız bunlar. Biz Türkler ince ruhlu, kibar, medenî insanlar olduğumuz için paralarımızın arkasına şairlerimizin, düşünürlerimizin, bilim adamlarımızın fotoğraflarını bastık. Siz Fransızlar kendiniz barbar, vahşî olduğunuz için paralarınızın arkasına hep savaş adamlarının fotoğraflarını basmışsınız!” Barış Manço müthiş cevabından sonra TV yöneticileri canlı yayını keserler ve spikeri oradan kovarlar, başka bir spiker yerine gelir ve canlı yayına başlarlar; Yeni spiker Barış Mançodan ve Türkler’den özür diler. programa böylece devam edilir.

Bu olaydan ve son yaşadığımız Fransa olaylarında sonra insan düşünmeden edemiyor,

” Ya bu fransızlar ermenileşmiş, yada hepsi aşırı derecede ermeni aşığı ve yalakası olmuş”

Yazık koskoca sandığımız, gözümüzde büyüttüğümüz, demokrasi beşiği olarak gördüğümüz ama aslında küçücük ve acınası durumdaki fransa’ya ve aynı şekilde davranan diğer küçük devletlere.

Taglar: ,

Ali İtak - 21 Kasım 2011

Çözüm;

1- Sitemizim admin paneline giriyoruz.

2- Ayarlar ve Çeşitli kısmını açıyoruz.

3- Yüklemeleri bu klasörde sakla kısmına  ” wp-content\uploads ” yazdığından emin oluyoruz.

4- Dosyalar için tam adres yolu kısmına ” site adınız\wp-content\uploads ” yazıyoruz.

Böylece problem hallediliyor.

Buradaki püf nokta dosyalar için tam adres yolu kısmı normalde boş oluyor. Buraya sitemizin adını ve bağlatısını yazarak probleme çözüm üretmiş oluyoruz.

Umarım çözüm olmuştur.

Taglar: ,

Ali İtak - 19 Kasım 2011

Vicdani ret nedir?

vicdani ret, bir bireyin politik görüşleri, ahlakî değerleri veya dinî inançları doğrultusunda zorunlu askerliği reddetmesidir. vicdani reddin resmileşmesi yirminci yüzyılın başlarına denk gelmektedir. İngiltere, 1916’da vicdani reddi anayasasına dahil etti. İngiltere’yi 1917’de Danimarka, 1920’de de İsveç izledi. vicdani ret hakkı, günümüzde Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu tarafından temel insanî hak olarak kabul edilmiştir. AB üyesi Belçika, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İtalya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Portekiz, Slovakya ve Slovenya’da zorunlu askerlik hizmeti yok. Diğer ülkelerde ise alternatif kamu hizmeti uygulanıyor. Alman vicdani retçiler, askerlik süresi olan 9 ay boyunca gençlik, aile, kadın ve sağlık bakanlığına bağlı federal sivil servis ofisleri tarafından alternatif hizmet yerlerinde çalışıyor.

Vicdani red muhabbetini vicdanım reddediyor…

Taglar: , ,

Ali İtak - 25 Ekim 2011

Ben fii tarihinde Sansürsüz programını izlerken programın konuğu Hülya Avşar’dı.

O zamana kadar kendisinide pek televizyonlarda falan göremez olmuştuk artık.

Reytingi düşmüş ve iş yapamaz durumdaydı.

Sonra çıktı programa ve Yiğit beyin gazıyla konuştukça konuştu.

Ben şunu unutmuyorum.

“Babam dağda öldürülenlerle ilgili haber çıktığı zaman oturup ağlardı, onlarında bir annesi var diye”

Ben açıklamalarına çok kızmıştım, diğer binlerce insan gibi bende mail atmaya çalıştım ama bir türlü ulaşamadık maalsesef. Posta kutusu kitlenmiş falan filan.

Kardeşim bizmi dedik çıkın dağa terörist olun, vatana ve askere kurşun sıkın. Vatan haini olun. Şerefsiz olun.

Mailim ise kısaca şuydu.

“Dağda ölen Türk Askerleri içinde acaba babanız ağlıyor muydu”

Artık benim için o saatten sonra hem Hülya Avşar, hemde Sansürsüz programı bitti. Bir daha ikisinin olduğu hiçbir programı izlemedim.

Ama son zamanlarda Hülya hanım yine gündemde. Erol Köseyi mahkemeye vermiş.

Bunlar olmadımı peki.

Hülya hanımın söylemleri aynen şöyle;

Hülya Avşar, twitter’dan şehitlerle ilgili “Avşar, Kürtler de var, her şey karşılıklı, dedi” yazan Erol Köse hakkında yaptığı suç duyurusunun ardından dün de Emniyet’te ifade verdi. Avşar, “Erol Köse mütemadiyen yalan söylüyor. Ve ne kötü ki söylediklerine inananlar var. Beni vatan haini ilan etti. Özür dileyecek, gerçi yine affetmeyeceğim. Söylediğimi iddia ettiği şeyler gerçeği yansıtmıyor. Kürtler ile PKK karıştırılmamalı. Herkesin canı yanıyor. Barış olsun istiyoruz. Ama ‘Kürtlerden de ölenler var’ bunu söylemek mümkün mü? Cani olmak lâzım bunu söylemek için” dedi. Avşar, 100 bin liralık tazminat davası açtığını da belirtti.

Bakalım bu işin sonucunda ne olacak.

Aslında Hülya Hanım bunca şehit haberleri geldiği ve herkesin sıkıntılı ve acılı olduğu bir dönemde böyle çıkışlar yapması çok cesurca.

Artık herkesin tarafını kesin ve net belirlemesi lazım.

Hülya Avşar’ın tarafı belli.

Taglar: , ,

Ali İtak - 20 Ekim 2011

Türk Silahlı Kuvvetleri, kuzey Irak’a kara harekatı başlatmış. İnşallah sonuçları olumlu olur ve başarıya ulaşır.

Bu PKK denen  lanetlenmiş ve uyuşturucu satıcısı örgütün sonunu belki getirmez ama umarım oldukça fazla sayıda terörist öldürülür. Kamplarını başlarına yıkar, lojistiğini yerle bir eder.

Ağlayan Türk halkının ve özellikle Asker Annelerinin yüreğine bir damla su serper.

Hiç unutamıyorum bayramda evlatlarıyla bayramlaşmaya şehitliklere giden, bu vatanın topraklarına oğullarını genç yaşta veren ve “Diğer evlatlarımıda hiç düşünmeden bu vatan için yine şehit veririm.” diyen gözü yaşlı şehit annelerini.

Onların gözyaşları hiç dinmeyecek ama belki başka Türk anneleri ağlamaz.

Bu vatan için canını veren bütün Türk askerlerinin ruhu şad olsun ve yüce rabbim mekanlarını cennet etsin.

Türk askerine kurşun sıkan her türlü şerefsizlerede (adı ne olursa olsun, amacı ne olursa olsun) yüce rabbim iki cihanda cehennemi yaşatsın.

Amin.

Şimdi benim aklıma şöyle bir senaryo geliyor. Türk silahlı kuvvetleri kuzey ırak’a girdikten sonra çıkmasa ne olur.

Zaten şavaş halinde değil miyiz?, öylede böylede şehit vermiyor muyuz?

Gir ve çıkma. Kampların hepsini yok et ve oraya kendi ileri karakollarını kur. Kim ne diyecek, yada kim ne diyebilir.

Artık yeter diyebilecekmiyiz. Masaya yumruğumuzu koyabilecekmiyiz. Bütün dünya’ya kim olduğumuzu gösterebilecekmiyiz.

Yoksa Avrupa Birliğine girme hülyasıyla iki bomba atıp dönecekmiyiz.

Acaba çok mu zor…

Taglar: ,